Hz. Osman’ın Şehid Edilişi

0
564

Hz. Osman’dan Melekler Utanır Ben Nasıl Utanmam?

Hz. Muhammed(s.a.v) bir gün evinde yatak kıyafetiyle oturmuş, az önce kendisini ziyaret etmeye gelen Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer ile konuşuyorlardı. Bu konuşmadan kısa bir süre sonra kapı çalındı ve kendisine Hz. Osman‘ın geldiği bildirilmişti. Hz. Osman’ın geldiğini öğrenen Hz. Muhammed(s.a.v), hızlı bir şekilde bulunduğu yerden ayrı bir odaya geçerek, üzerindeki normal ev ortamında giydiği kıyafetlerini çıkarmış ve elbiselerini giymişti. Hz. Muhamme(s.a.v)’in bu davranışına şahid olan Hz. Ayşe, elbiselerini neden giydiğini sorduğunda ise şu karşılığı almıştı: “(Osman’dan melekler utanır, ben nasıl utanmam!..)”


Hz. Osman Kimdir?

Hz. Osman, Hicret’ten 47 yıl önce, bu günkü tarih ile 575 senesinde Mekke’de dünyaya gelmişti. Mekke’nin soylu Kureyş ailesinden biriydi. O zamanlarda Kureyşliler birçok kollara ve gruplara ayrılmışlardı. Bu grupların en önemlileri ise, Hz. Muhammed(s.a.v)’in de bağlı bulunduğu Haşimiler, öbürü ise Hz. Osman‘ın soyu olan Emevilerdi. Bu iki aile Mekke’yi ve halkını birlikte yönetiyordu.


Hz. Osman’na Neden Zinnureyn Deniliyordu?

Hz. Osman Müslümanlığı kabul ettiği zaman 34 yaşındaydı. Müslüman olduktan sonra, Hz. Muhamme(s.a.v)’in büyük kızı Rukiye ile evlenmişti. Fakat Rukiye, amansız bir hastalık sonucu ölünce, Hz. Muhammed(s.a.v) bu sefer küçük kızı olan Ümmü Gülsüm’ü, aralarındaki akrabalık bağları bozulmasın diye Hz. Osman ile evlendirdi. Böylece Hz. Osman iki kere Peygamber damadı olmuş oldu. Bundan dolayı da kendisine “iki Nur Sahibi” anlamına gelen “Zinnureyn” deniliyordu.

Onun amacı, Hz, Ömer’den devraldığı bu büyük ıslâm devletinin sınırları içindeki değişik ırk, dil ve dindeki toplumları birbirleriyle kaynaştırmak, ileri ve uygar bir yönetim kurmaktı. Bunda başarı kazanmış, Hz. Ömer’in yerini tam anlamıyla doldurmuştu.

Devrin Müslümanlarının Varlıkları Çoğaldıkça Dünya Zevk ve Sefasına Dalıyorlardı.

Hz. Osman’ın 12 yıllık Halifeliğinin ilk 6 yılı, tam bir güvenlik ve düzen içinde rahat bir şekilde geçmişti. Ülkede eksiksiz bir denetim düzeni kurulmuş, tarım ve ticaret alanlarında büyük atılımlar yapılmıştı. Ne yazık ki, varlıkları çoğaldıkça Müslümanlar, yaşadıkları gösterişsiz ve yalın sade hayattan tamamen uzaklaşıp Dünya zevk ve nimetlerinden yararlanmak için adeta günlerini gün etmeye bakıyorlardı.


Haşimi ve Emevi Kabilesi Adeta Birbirlerine Düşman Kesilmişlerdi.

Kureyş’in iki kolu halinde olan Haşimiler ile Emeviler birbirlerine adeta düşman kesilmişlerdi. Emeviler kabilesi, Hz. Osman ile olan yakın akrabalıklarını fırsat bilip – yararlanıp bütün yüksek mertebe memurlukları ellerine geçirmişlerdi. Bu durumdan en çok Haşimiler kabilsei rahatsız oluyor ve yakınıyorlardı.


Abdullah Bin Sa’d’ın Hz. Osman’a Şikayet Edilmesi ve Ortaya Çıkan Bir Tür Ayaklanmalar;

Mısır bölgesinden birkaç kişi Medine’ye gelerek Hz. Osman’a Vali Abdullah bin Sa’d’ı şikâyet ettiler. Halife Hz. Osman, Vali’yi azarlayan bir mektup yazarak gönderdi. Gelenler, mektubu Vali’ye ulaştırdıklarında, Abdullah bin Sa’d Halife’nin buyruk ve emirlerine boyun eğeceğine, onları dövdürdü. Ayrıca şikâyetçilerden biri, yediği zalimce dayak sırasında öldü. Yaşanan bu acı olay, genel hoşnutsuzluğun su üzerine çıkmasına ve birtakım ayaklanma girişimlerine yol açmış oldu.


Ayaklananlar Basra, Küfe ve Mısır üzerinden Medine’ye doğru üç ayrı koldan yürüyüşe geçtiler. Ancak, Medine’de Hz. Osman’ı tutanların bir ordu topladıklarını işitince, kentin yakınlarında konakladılar. Gelenler 600 kişiydiler. Duydukları bu haberin doğruluğunu öğrenmek için, Medine’ye birkaç kişilik bir kurul gönderdiler. Bunlar, Medine’de Hz. Ali, Talha ve Zübeyr’den başka, Hz. Muhammed(s.a.v)’in eşleri ve kentin ileri gelenleriyle görüştüler. Hac amacıyla geldiklerini, ayrıca halka kötü davranan memurların görevlerinden alınmaları için başvuracaklarını, arkadaşlarının da Medine’ye girmelerine izin verilmesini söylüyorlardı. Talha ve Zübeyr söylenenlere inanmadılar. Ayaklananlar, kötü amaçlarının ortaya çıktığını görünce Medine’nin dışında bekleyen arkadaşlarının yanına döndüler.


Hz. Osman’ı Halifelikten Düşürme Çabaları;

Aralarında yeniden bir görüşme yaptıktan sonra, Mısırlıların Hz. Ali’ye. Basralıların Talha’ya ve Kulelilerin ise Zübeyr’e baş vurarak, kabul ederlerse Hz. Osman‘ın yerine kendilerini Halife seçeceklerini söyleme kararını aldılar. Teklif aynı anda üçüne birden yapılacak ve onların iktidar tutkuları kamçılanarak, düşmanlarını parçalayıp güçsüz düşüreceklerdi.


Mısırlıların Temsilcileri İle Görüşen Hz. Ali, Hz. Osman’ın Hakkındaki Teklife Öfkelenmesi;

Hz. Ali olup bitenlerden kuşkulandığı için, Medine’de asker toplamış, oğulları Hasan ve Hüseyin’i de Hz. Osman’ı korumakla görevlendirmişti. Kendisi de Medine dışında karargâh kurmuştu. Burada Mısırlıların temsilcileriyle görüşen Hz. Ali, teklifi öğrenince öfkelendi, hepsini kovdu. Öteki asi kurulları da Talha ve Zübeyr’den aynı karşılığı alınca, gidiyormuş gibi yaptılar. Bunun üzerine Hz. Ali, askerleriyle Medine’ye döndü.


Hz. Ali; Gitmeye Karar Vermişken Niçin Geri Döndünüz?

Fakat ayaklananlar birdenbire geri dönerek saldırıya geçmişler ve güvenlik tedbirlerinin kaldırıldığı Medine’ye girmişlerdi. Kendilerine karşı koyanların öldürüleceğini, halka hiç bir kötülüklerinin dokunmayacağını açıklayan isyancılar, Hz. Osman‘ın gönderdiği kişilerin öğütlerini dinlemediler. Daha sonra Medine’nin ileri gelen kişileriyle ayaklananların yanına giden Hz. Ali: “Gitmeye karar vermişken niçin geri döndünüz?” diye sordu.


Bir cuma namazında Hz. Osman minberden, isyancılara seslenerek:

Sizler lanetlenmiş kişilersiniz. Gelin asilikten vazgeçin, lanetlenmiş olmayın!..” dedi. Camide bulunanlardan birkaç kişi de onun bu sözlerini onayladılar. Buna çok kızan asiler, halkı taşa tuttular. Atılan taşlardan biri de Hz. Osman‘ın başına geldi ve yere düşüp bayılmasına neden oldu.


İsyancıların Hz. Osman’ın Evine Doğru Saldırıya Geçmesi;

İsyancılar bir gün saldırıya geçip Hz. Osman’ın evini ok yağmuruna tuttular. Atılan oklardan, Hz. Ali’nin oğlu Hasan’la, Talha’nın oğlu Muhammet yaralandı. İsyancılar, ok atarak bir sonuç alamayacaklarını anlayınca, bitişik evin duvarını delerek Hz. Osman‘ın evine girdiler. Bu vehim olay yaşandığı sıralarda Hz. Osman 82 yaşındaydı. Bir gece önce düşünde Hz. Muhammed(s.a.v)’i görmüş ve Peygamberimiz ona:

Yarın akşam iftarı bizim yanımızda yapacaksın…” demişti.


Gözü Dönmüş İsyancıların Hz. Osman’ın Evine Girmeleri ve Aralarında Geçen Konuşmalar;

Delinmiş olan duvardan içeri giren isyancılar, Hz. Osman‘ı oruçlu ağzıyla Kur’an-ı Kerim okurken buldular. Muhammet bin Ebubekir, Hz. Osman’ın sakalından tutarak:

şimdi seni elimden hiç kimse alamaz!..” diye bağırdı.

Hz. Osman ise, Muhammet bin Ebubekir’in yüzüne bakarak yavaş bir sesle:

Baban bu halini görse, ne kadar utanır, ne kadar üzülürdü…” deyince, Ebubekir utancından kaçtı. Geriye kalan üç suikastçıdan biri kılıcını çekerek Hz. Osman’a doğru salladı. Eşinin yanında bulunan Naile Hatun, Hz. Osman’ı korumak için kollarını siper etmek isteyince parmakları doğrandı. Bu sefer öbür iki suikastçı Halife’ye saldırdı. Biri kılıcını Hz. Osman‘ın göğsüne saplarken, öteki de boğazına sarıldı. Az sonra, Hz. Osman kanlar içinde, cansız yerde yatıyordu. Hz. Osman’ın kanı, okumakta olduğu Kur’an’ın üzerine dökülmüştü.

Naile Hatun’un bağırışı üzerine koşan kölelerden biri, suikastçilerden ikisini öldürdü, üçüncüsü ise kaçmayı başarabildi. Kapıda nöbet bekleyenler de içeriden gelen gürültüleri duyunca, odaya girmişler, fakat geç kaldıklarını görmüşlerdi.

İsyancılar iki gün Medine’ye egemen oldular. Korkusundan kimse sokağa çıkamıyordu. Hz. Osman‘ın mübarek bedeni iki gün olduğu yerde olduğu gibi kaldı. Sonunda Hz. Ali. Hz. Osman’ın gömülmesi için harekete geçti. Ölüyü taşlamak isteyen isyancıları dağıttı. Hz. Osman’ın cenazesi, Medinelilerden ancak 20 kişinin eşliğinde kaldırılarak toprağa verildi.


Hz. Osman’ın Şehid Edilmesinden Sonra Başlayan Mezhep Kavgaları;

Hz. Osman’ın Kur’an-ı Kerim üzerine sıçrayan kanı hiç bir zaman kurumadı. Müslümanlar arasındaki savaşın başlangıcı oldu. Yüzyıllarca, sanki bu kanın kurumasını önlemek istercesine, Müslümanlar mezhep kavgalarıyla birbirlerinin kanını akıtıp durdular.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here