Ziya Paşa Kimdir?

0
416

Ziya Paşa Kimdir?

Tanzimat devri yazar, şair ve devlet adamlarından. Esas ismi Abdülhamid Ziyaüddin veya Abdülhamid Ziya’dır. 1825 yılında İstanbul’da Kandilli’de doğdu. Babası Galata gümrüğünde katib olarak vazife yapan Erzurumlu Feridüddin Efendi, annesi ise, Itır Hanım’dır. İlk tahsiline Kandilli’de başladı. Daha sonra Süleymaniye’deki Mekteb-i ulum-ı edebiyye’ye devam etti.

Hususi hocalardan Arabça ve Farsça öğrendi. 17 yaşına geldiği zaman mektebi bitirdi. Sadaret Mektubi odasında ilk devlet me’muriyetine girdi. Bu kalemde iken devrin büyük münşileri ve şairleri ile tanıştı. Eline geçen divanları okuyarak şiirler yazmaya başladı. Otuz yaşına kadar bu vazifede kaldı. 1855’de Mahmud Nedim Paşa’nın aracılığıyla Mustafa Reşid Paşa’yı tanıdı ve onun yardımıyla mabeyn beşinci katibi oldu. Bir kaç yıl sonra üçüncü katibliğe terfi etti. Bu arada öğrendiği Fransızca’dan eserler tercüme etmeye başladı. Bu sebeple Fransız kültürünün tesirinde kaldı. Mabeyn feriki Ethem Pertev Paşa’nın teveccühünü kazandı. 1861 senesinde Encümen-i şuara (şairler meclisi) toplantılarına katıldı.

Sultan Abdülaziz Han ile Tanışması;

Sultan Abdülaziz Han’ın padişah olmasından sonra, padişah için yazdığı çeşitli manzumelerle dikkati çekti. Sultan Abdülaziz Han’ın teveccüh’ünü kazandı. Padişah’ın bu teveccüh’ü şaire çabuk yükselme ümid ve hırsı verdi. Padişah’ın gözünden düşürmeye çalıştığı Ali Paşa’nın 1861’de sadaretten azl edilmesinde Ziya Bey’in tesiri oldu. Ali Paşa’dan sonra sadrazam olan Fuad Paşa ile de arası açılan Ziya Bey, 1861 senesinde zabtiye müsteşarlığına, on üç gün sonra da Atina sefirliğine tayin edilerek saraydan uzaklaştırıldı. Fakat Ziya Paşa vazife kabul etmeyerek istifa etti.

Kıbrıs’a Tayin Edilmesi;

1862 Nisan’ında mir-i miranlık rütbesi verilerek Kıbrıs mutasarrıflığına tayin edildi. Bu mutasarrıflık süresince, paşa ünvanını taşıdı. Bir yıl müddetle bu vazifeyi yürüten Ziya Paşa, Kıbrıs’ın havasına uyum sağlayamadığı için hastalandı. Bir çocuğunun ve babasının ölümü üzerine saraya müracaat ederek İstanbul’a alınmasını istedi. Çıkan bir irade ile Meclis-i vala azalığına tayin edilerek İstanbul’a döndü. Dönüşünü müteakib mir-i miranlığın ula sınıfına terfi ettirilerek beylikçiliğe tayin edildi. Aynı sene içinde Bosna teftişine me’mur edildi. O zaman maliye nazırlığı vazifesini yürüten Fazıl Mustafa Paşa’yla arası açıldığı için, istifa etti. Dönüşünde tekrar Meclis-i vala azalığına, bir kaç ay sonra da deavi nezaretine tayin edildi (1863). Aynı sene sonunda Amasya mutasarrıflığına getirildi. 1865’de Canik mutasarrıflığına nakledildi.

Hükümet’e Karşı Direnmesi;

1866’da tekrar Meclis-i vala azalığına getirildi. Filib Efendi tarafından çıkarılan Muhbir gazetesinde Bab-ı ali hükümetine karşı olan tenkidlerini yazmaya ve halkı hükümetin uyguladığı politikalara karşı kışkırtmaya başladı. Bir süre sonra yorgun ve hasta olduğunu bahane ederek Paris’e gitmek üzere sadrazam Ali Paşa’dan izin istedi. Paris Yolculuğunu beklerken, ikinci defa Kıbrıs mutasarrıflığına tayin edildi. Sultan Abdülaziz Han’a sunduğu arz-ı hal ile Kıbrıs mutasarrıflığından affını istedi. Fakat mazereti uygun bulunmayarak isteği kabul edilmedi. Bir müddet sonra Yeni Osmanlılar cemiyetine giren Ziya Paşa, devlet ve hükümet aleyhinde yazılar yazdı.

Hürriyet Gazetesi Yazarlığı;

1867 yılı Mayıs ayında Bab-ı ali, Padişah ve Osmanlı Devleti aleyhinde faaliyet gösteren Mustafa Fazıl Paşa’nın daveti üzerine Paris’e kaçtı. Avrupa’da Jön Türkler’in çıkardığı Hürriyet gazetesinde Padişah ve devlet aleyhinde yazılar yazdı. Mustafa Fazıl Paşa, sultan Abdülaziz Han’ın teklifini kabul edip İstanbul’a dönünce, Fransa hükümetinin izin vermemesi üzerine Londra’ya geçerek Hürriyet gazetesini orada çıkarmaya başladı. Jön Türklerin diğer üyeleriyle aralarında çıkan anlaşmazlık sebebiyle gazeteyi 64. sayıdan itibaren tek başına çıkardı. 88. sayısına kadar Londra’da çıkardığı Hürriyet gazetesini 100. sayısına kadar da İsviçre’de çıkardı.

Masonluğa Girmesi;

Ali Paşa’nın ölümü üzerine İstanbul’a gelen Ziya Paşa, 1872 de icra cemiyeti reisliğine tayin olundu. Gençliğinden beri himayesini gördüğü Mahmud Nedim Paşa sadrazam olunca, iltifatına kavuştu. Mahmud Nedim Paşa’nın sadrazamlıktan uzaklaştırılması üzerine görevinden azledildi. 1873’de Şura-yı devlet (danıştay) azalığına tayin olunan Ziya Paşa, Mahmud Nedim Paşa’nın ikinci sadareti sırasında ona karşı cephe aldı. Mahmud Nedim Paşa hükümeti ve Padişah aleyhindeki faaliyetlere katıldı. O devrin sözde okumuş aydınları ve Avrupa hayranları arasında masonluğa girdi. Prof. Dr. M. Kaya Bilgegil, Ziya Paşa Üzerinde Bir Araştırma adlı eserinde; torunu Fahreddin Işık Bey’in mektubundan naklederek Ziya Paşa’nın mason olduğunu yazmaktadır.

Sultan Abdülaziz Han’ın Tahttan İndirilmesi;

Mahmud Nedim Paşa aleyhinde, Midhat Paşa ile birleşerek medrese talebelerini isyan ettiren Ziya Paşa, sultan Abdülaziz Han’ın tahttan indirilmesi için çalışanlarla işbirliği yaptığı gibi, veliahd sultan Murad’ın tahta geçmesi için de çalıştı.

Adana Valiliği ve Ölümü;

Sultan Abdülaziz Han’ın hal’ edilmesinden sonra, 30 Mayıs 1876’da mabeyn başkatibi oldu. Fakat sürgünde bulunan Namık Kemal ve arkadaşlarını getirmek için acele etmesi ve bu hususta sadrazamı sıkıştırması üzerine vazifeden azledildi. Aynı sene içinde maarif nezareti müsteşarlığına tayin edildi. Namık Kemal’le beraber Kanun-i esasi encümeninde çalıştı. Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın saltanatının ilk günlerinde sarayda teşkil edilen Tercüme cemiyetine aza seçildi. Kanun-i esasi’nin hazırlanışında 113. madde sebebiyle Midhat Paşa’yla da arası açıldı. 1877’de vezirlik rütbesi verilerek Suriye valiliğine tayin edilmek suretiyle İstanbul’dan uzaklaştırıldı. Bu vazifede altı aya yakın bir zaman kalan Ziya Paşa, çeşitli huzursuzlukların ortaya çıkması üzerine 1878 senesinde Adana valiliğine nakledildi. 17 Mayıs 1880’de Adana’da öldü. Cenazesi Adana Ulu Camii haziresine gömüldü.

Şinasi’den sonra, Namık Kemal ile birlikte Türk edebiyatının yenileşmesine çalışan Ziya Paşa, doğu ile batı kültür dünyası arasında kesin tavır belirleyemeyip ikili bir anlayış içinde kalmıştır.

Tanzimat edebiyatının karekteristik özelliklerini taşıyan bir şair olan Ziya Paşa, Namık Kemal’e göre daha gelenekçidir. Mizacı ile düşünceleri arasında derin zıtlıklar vardır.

Özellikleri;

Ziya Paşa zeki, yerine göre kalender fakat ihtiras sahibi, zengin hayata düşkündü. Gizli meramlı, fakat açık sözlü, sabırsız, zalim olmasının yanında; vefalı ve insanları daima afva hazır bir mizaca sahibti. İhtirasları ile fikirleri arasında, gidip gelen bir kimse olması ayrı bir yönü idi.

Divan şiirini iyi tanımış, eski şiirin değişik sanat yapma kaygısını gazel ve kasidesinde göstermeye çalışmıştır. Şiirlerinde hicivi ustalıkla işleyen şair, Terci-i Bend, Terkib-i Bend ve Zafername adlı şiirleriyle meşhur olmuştur. Fikri ve siyasi yazılarında Avrupa-i düşüncenin izlerini taşımaktadır. Meşrutiyet tarafdarı olduğu için, Tanzimat’ın ileri gelenleri olan Ali ve Fuad paşalarla muhalefet içinde olmuştur.

Ziya Paşa, gazetelerde yayınlanmış yazılarından başka eserleri de;

1- Eşar-ı Ziya,
2- Zafername,
3- Rüya,
4- Harabat,
5- Endülüs Tarihi,
6- Engizisyon Tarihi,
7- Veraset Mektubları,
8- Arz-ı Hal,
9- Tartuffe yahut Riyanın Encamı,
10- Defter-i Amal adlı eserleri dir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here